HUKUKİ YAYINLAR

Miras Paylaşımında Eşlerin Miras Payları

Miras paylaşımı çoğu zaman problemlere sebebiyet vermektedir. Genel olarak eşlerden birisinin ölmesi halinde, ölen eşin miras paylaşımı, kendi üzerinde bulunan bütün malvarlığı üzerinden değerlendirilerek yapılmaktadır. Her ne kadar uygulama bu şekilde olsa da, sağ kalan eşin, ölen eşin malvarlığı üzerinde, edinilmiş mallara katılma hükümleri çerçevesinde hakkı olduğu gerekçesi ile, bu durum hukuken yanlış yorumlanmaktadır.

Yukarıdaki durumun aksine miras bırakanın üzerindeki bütün menkul, gayrimenkul ve likit varlıklar, mirasbırakanın miras payına ait değildir. 4721 S. Medeni Kanun Madde 202 gereğince, eşler aksini belirlemedikleri haller haricinde, evlilik birliğine girdikleri anda edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olurlar. Edinilmiş mallara katılma rejimi 1 Ocak 2002 tarihi itibariyle mevcut evlilikler için de geçerli sayılmış olup hükümleri bu tarihten itibaren geçerlidir. Bu tarihten öncesi için ise -aksi bir sözleşme ile kararlaştırılmadığı müddetçe- eşlerin evlilik birliği içindeki kazanılmış hakları, kişisel malları olarak kabul edilmiştir.

Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona erme halleri Medeni Kanun Madde 225’de düzenlenmiştir. Buna göre: “Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.” denilerek ölüm halinde de bu rejimin sona ereceği belirtilmiştir. Dolayısıyla eşlerden birisi öldüğünde miras payı, edinilmiş mallara katılma rejimi gereği, edinilmiş malların paylaştırılması sonrasında belirlenecektir.

Somut bir olay ile anlatalım. Örneğin, üç çocuğu bulunan bir ailede kocanın ekonomik mal varlığı değeri 100.000,00 TL (Yüz Bin Türk Lirası) olsun. Eşlerden koca vefat etmiş olsun. Bu halde edinilmiş mallara katılma rejimi, ölüm ile sona ermiş olmaktadır. Dolayısıyla öncelikle, edinilmiş malların paylaştırılması rejimi gereği; miras bırakan kocanın 100.000,00 TL değerindeki mal varlığı üzerindeki diğer eşin payı bulunmalıdır. Diyelim ki olayımızda vefat eden kocanın kişisel malları 100.000,00 TL üzerinden 20.000,00 TL’ ye (Yirmi Bin Türk Lirası) denk gelsin ve geriye kalan 80.000,00 TL (Seksen Bin Türk Lirası), mahkemece, eşler arasında eşit iki paya bölünerek 40.000,00 TL (Kırk Bin Türk Lirası) tespit edilmiş olsun. Böylelikle vefat eden kocanın miras payı 20.000,00 TL Kişisel Mal ve 40.000,00 TL Edinilmiş Mal Payı olarak toplam 60.000,00 TL (Altmış Bin Türk Lirası) olacaktır. Sağ kalan eşin ise vefat eden kocadan payına düşen malvarlığı değeri 40.000,00 TL olacaktır. Bu tespitlerden sonra, miras bırakan kocanın 60.000,00 TL payı üzerinden Medeni Kanunun Miras Hukuku Hükümleri uygulanacaktır. Buna göre:

Sağ Kalan Eş Açısından:

M.K. 499 Maddesi gereğince sağ kalan eş mirasbırakanın altsoyu yani çocukları ile mirasçı olacağı için mirasın dörtte birine hak kazanacak ve miras payı, 60.000,00 TL üzerinden 15.000,00 TL olacaktır. Böylelikle sağ kalan eşin toplam malvarlığı; kendi mal varlığı (40.000,00 TL) ve vefat eden kocadan kalan miras payı (15.000,00 TL) ile 55.000,00 TL’ ye (Elli Beş Bin Türk Lirası) denk gelecektir.

Çocuklar Açısından:

Çocuklar anneleri ile mirasçı oldukları için miras payları, mirasın dörtte birine denk gelmektedir. Çocukların miras payları kendi aralarında eşittir. Bu durumda çocukların miras payları 45.000,00 TL olmaktadır ve her birine 15.000,00 TL miras payı düşmektedir.

Uygulamada eşlerden birinin ölümü ile edinilmiş mallara katılma rejimi hükümleri uygulanmamakta ve eşin (özellikle vefat eden koca ise) miras payı, bütün malvarlığı sayılmaktadır. Yukarıda örnekten yola çıkılırsa üç çocuklu bir ailede koca vefat ettiğinde 100.000,00 TL değerindeki mal varlığının dörtte biri yani 25.000,00 TL sağ kalan eşe geçecek ve geriye kalan 75.000,00 TL üç çocuk arasında paylaştırılacaktır.

İlk örnekte sağ kalan kadın eşin mal varlığı 55.000,00 TL’ ye denk gelirken ikinci örnekte 25.000,00 TL mal varlığı kalmaktadır. Bu durum hukuk dışı olup hakkaniyete ve adalete aykırıdır.

Yukarıdaki kısa açıklamalar aydınlatma amacı taşımakta olup, somut hukuki durumlara çözüm teşkil etmemektedir. Karşılaşacağınız hukuki sorunları bir avukata danışmanızı tavsiye ederiz.

Kılıç Hukuk Bürosu